ERGUNAY SARI  
  Ana Sayfa - Hoofdpagina
  Kuşçuluk Hikayem
  Taklacılar
  TELETEX SONUÇLARI (TV UİTSLAGEN)
  Kupalar - Beker's
  Postalılar - Postduiven
  Kümeslerim - Duivenhoken
  GÜVERCİN TÜRLERİ
  Çocuklarım - Myn Kinderen
  İlginç Resimler - Aperte Foto's
  Eskişehir - Myn Stad
  Yarış Kuşlarım - My Vlieg Duiven
  Damızlıklarım - Kwekers
  Eskişehir Spor - Myn Voetbalclup
  Videolarım - Video's
  Hollanda - Nederland
  Kümeslerde Havalandırma - Geforceerde Ventilatie
  Örnek Kümesler
  İletişim - Contact
  Harita - Landkaart
  Güvercin Hakkinda
  Ziyaretci Defteri - Bezoekers
  Linkler
  Derneğimizden Görüntüler - Pv Eendracht Veghel
  Salma Ziyaretleri - Beozek by Liefhebers
  Karışık Resimler
  Postaların Yarışa Verilişi
  2011 postali yavrularim(2011 jonkies)
  2011 taklaci yavrularim(2011 takla jonkies)
Kuşçuluk Hikayem



Sevgili kuş dostu arkadaşlarım öncelikle sitemi ziyaretinizden dolayı teşekkür ederim. ben aslen Eskişehir’den gelme Ergunay Sari 20/11/ 1972 doğumluyum aşağı yukarı 10 senedir Hollanda’dayım Türkiye'de olduğum sure içersinde babadan kalma bir hastalığım olan taklacı kuşları besledim ve o irk hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum ama buraya gelince de yani 10 sene önce de çok taklacı kus aradım Hollanda’da ama malumunuz çevrem olmadığı için ve yeni geldiğim için kuşçu kimseyi bulamadım ve dolayısıyla taklacı hayalim suya düştü. bendede kus hastalığı olduğu için kendime sus kuşları aldım bir seneye yakin top kuyruk denilen sus kuşlarına baktım ama bana hiç zevk vermedi ve hep her yerde taklacı aradım bulamadım ve bu aşırı kus düşkünlüğümü gören Hollandalı eski bir kuşçu olan ağabeyimiz bir gün bana sen en iyisi postalı besle onlar senin istediğin gibi çok uçar dedi bende ona aynen su lafı demiştim daha dun gibi hatırlıyorum ‘ne isim olur benim posta kuşu ile ayrıca ben paçasız kus sevmem’ dedim ve o bana dedi ki sen bir kaç tane besle fikrin değişecek ben hiç inanmayarak onun sayesinde tanıdık kuşçulardan 4 tane yavru posta aldım, buradaki posta ırkını beslemek için ilk adımımı atmış oldum ve benim bu merakimi gören Hollandalı kuşçu ağabeyimiz bana ‘ sen bakimi filan güzel yapıyorsun seni buradaki posta kulübüne üye yapalım’ dedi bende inanın o zamana kadar bu postalıları neden beslerler anlamamıştım ta ki o ağabeyimiz beni şuan ki üye olduğum derneğe götürene kadar, neyse o gün kulüpten ilk adımımı içeri attım mahcup bir yüzle çünkü dilimde bayağı azdı ama sağ olsun bana gereken ilgiyi gösterdiler ve kulüpte bir Türk daha vardı adıda Antepli Fikret Barış ağabeyim ve onu görünce çok memnun oldum ve o bana posta konusunda çok yardımcı oldu ve bana anlatmaya başladı bunları yarış yaptırıyoruz yani uzaktan salınıyorlar ve sen evde bekleyip kuşu en kısa zamanda saate yazdırmalısın dedi ve o sene bana 4 5 yavru verdi ve onları yetiştirdim salimlari sağlıkları ve temizliklerine dikkat ederek onun verdiği kuşlarla elim de aşağı yukarı 10 postalı olmuştu ve yavaş yavaş anteremanlara başladım ilk olarak 8 10 km evden uzaktan saldık sonra mesafeyi artırdık ve böle böle posta isi beni iyice sarmıştı ve ilk yarışı sabırsızlıkla beklemeye başladım ve o gün gelmişti kuşlar cuma akşamı teslim edilecekti ve ilk yarış Belçika siniri idi mesafe 65 70 km arasıydı ve sabah erkenden kalktım TV teleteksine baktım çünkü orda salim saati yazıyordu ve kuşlar saat 8 de salim misti hemen Fikret ağabeyim aradım ve oda bana aşağı yukarı ilk yavru yarısı uzun sürer önemli olan eve gelmeleri çünkü ilk defa yarışıyorlar dedi bende beklemeye başladım derken salımdan 45 dakika sonra filan gök yüzünden bir kus süzüldü ben çok heyecanlanmıştım ve o kus geldi kümese soktum ve ayağındaki lastiği çıkartıp hemen saate koydum ve saati cevirdim çok heyecanlıydım ve Fikret ağabeyim aradı o da beni tebrik etti ve o ilk gelen kuşta onun bana verdiği yavrulardan biri idi neyse yarış bitimi saatleri derneğe götürdük ve ben o ilk katıldığım yarışta  Belçika yarışında aşağı yukarı 500 kusa karşı 8. olmuştum bu benim için çok iyi bir olaydı yani ilk başlayan için neyse bole bole beni posta isi iyiden iyiye sardı simdi tam 10 senedir profesyonel olarak bu işi yapıyorum ve çeşitli alanlarda şampiyonluklarım oldu yani tabiri caizse bu isi kapmıştım ve kuşlarımın damarıda iyiden iyiye oturmaya başladı ve simdi her sene basa yarışıyorum ama bu arada da her yerden taklacı arıyordum.Yukarda yazdığım gibi Fikret ağabeyimle iyice samimi olduk ve onun oğlu da taklacı hastasıydı ve Fikret ağabeyime ben her seferinde benim ve babamın Eskişehir’deki taklacılarımızı anlatıyordum ve gelelim esas benim taklacılarımın buraya gelişine sene 2003 tu sanırım bir gün Fikret ağabey bana dedi ben izine Türkiye’ye gidiyorum dedi su da benim Türkiye’de kullandığım cep no su ben onu yazdım ve bende ondan 1 hafta önce uçakla Türkiye’ye gittim neyse Eskişehir’de aşağı yukarı 2 hafta kaldım ve iznimin bitme sinede 1 hafta kalmıştı ve o gece evde babamla çaylarımızı yudumlarken bana sordu bulamadın mı taklacı orda dedi bende bulamadım dedim orda çoktu ama uçakla sorun olduğundan zordu getirmem ve babam dedi ki Fikret ağabeyim gelmedimi buraya onu ara bakim dedi bende onu aradım o simdi Antep’te kendi memleketindedir baba dedim neyse aradim ve Fikret ağabey nasılsın dedim iyiyim yanındayım ziyaretime gelmiyorsun dedi bende inanmadım ve birden telefonu başkasına vererek arkadaşa sor istersen dedi ve ben sordum kimsiniz ben restorandaki şef garson dedi ben de hangi restoran tin diye sordum tabiî ki inanmayarak ve o garson arkadaş restoran tin adini söyleyince ben ve babam sok olmuştuk çünkü Fikret ağabey Eskişehir’deydi ben hemen yanıma biraderi alarak yanına gittim ve oturmuş ailesiyle yemek yiyordu ve bana dedi hayırsız biz yanına geliyor seni bulamıyoz evet hakliydi çünkü onda benim Hollanda numaram vardı ve beni bulamamıştı neyse yemeklerini yediler ve onları aldım bize gittik ve zamanları kısıtlı olduğu için hemen kus aramaya çıktık ve solsun oradaki arkadslarimdan bir cifte arka tepeli beyazı aldık Fikret ağabeyi başka yerden oğluna önden perçemli 2 çift beyaz almıştı ve bana dedi Ergunay biz gitmek zorundayız eğer sen başka renkte bir çift daha bulursan otobüsle Antep gönder ben alır ve Hollanda’ya getiririm dedi neyse ben ertesi sabah bir çift limon aldım ve otobüse verdim sağ olsun Fikret abide oradan aldı ve düşündüğünüz gibi Hollanda yani buda ilginç bir aniydi benim için ondan anlatmak istedim umarım hoşunuza gitmiştir buda benim taklacılarımın hikayesidir herkese Allah’ım gönlündeki istediği kuşu versin hepinize çok çok selamlar ve sözlerimi su sözle bitirmek istiyorum. KUS BESLEMEK BIR ZANATTIR ZANATI DA ZANAT YAPAN BIR CIFT KANATTIR.

Simdiyekadar 65061 ziyaretçi (148445 klik) burdaydı!
 
   
Reklam  
   
Spor Haberleri  
   
Haberler  
   
Sayaç  
  free counters  
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=